14 Ekim 2016 Cuma

Koç Burcunda Dolunay 16 Ekim 07:23


Pazar sabahı, tam da en rahatlamayı- dinlenmeyi arzu ettiğimiz anda tansiyon yükselebilir. Çarpıcı bir Dolunay ile güne başlıyoruz. Her Dolunay’da olduğu gibi Yeni Ay’da, yani yaklaşık on beş gün önce, başladığımız işlerin meyvelerini almaya, tamamlanma enerjisi ile konuları kapatmaya gidebiliriz. Bir diğer yandan ego ile duygular; kadınlar ve erkekler, istekler ve gurur vb karşı karşıya geldiği için gerginlik artar ve dengeyi bulmak zorlaşır.

Koç Burcundaki Ay ile Terazi Burcundaki Güneş’in karşı karşıya gelmesi ikili ilişkiler, ortaklıklar, diplomatik süreçler için başlı başına zorlayıcı bir etkidir. Uranüs’ün bu Dolunay’da baş rol oyuncularından rol çalması; savaş gezegeni Mars ve yıkıcı Pluto’nun bir arada hareket ediyor olması süreci daha da zor, patlayıcı, şaşırtıcı bir hale getirebilir. Tüm ikili ilişkilerde denge ve uyum isteyen Güneş ile daha özgür ve isyankar olmak isteyen Ay arasında dengeyi bulmakta zorlanabiliriz.

İlişkilerde “tamam mı? devam mı?” zamanı:

İsyankar Uranüs’ün etkisi ile ilişkilerinizde diplomatik olmakta zorlanabilir; kendi özgürlüğünüzü ön plana almak isteyebilirsiniz. Yeni bir şeylere başlamak; dizginleri elinizde tuttuğunuz, orijinal, inovatif ya da teknolojik bir ortaklık için süreç tamamlanabilir. Kendinizi daha cesur hissedebilir, karşı tarafı memnun etmek yerine içinizden geldiği gibi davranmak da isteyebilirsiniz. Ancak bu ani çıkışlar ilişkinizi uzun vadede etkileyebilir. Dikkatli olmakta fayda var.

Bir yandan kendi iplerimizi koparmak isterken diğer yandan karşımızdakilerin de aynı etki altında olduğunu unutmamak gerek! Uranüs’ün devrimci etkisi ile beklenmeyeni beklemek bu Dolunay’da en doğru pozisyon olabilir. Değişim ani, hızlı ve çarpıcı olabilir. Tepkiler sıra dışı, şaşırtıcı hatta sürpriz de olabilir.

Burada önemli olan yaratıcı gücü kullanabilmek. Farklı düşünebilme ya da sezgilerinizin sıra dışı çalışması söz konusu olabilir. Yani kendinizle ilgili bugüne kadar fark etmediğiniz, ilişkilerinizde, evliliğinizde ne istediğinizin aydınlanması da söz konusu olabilir.

“Ben”lik bilincinin yükseleceği; ilişkide biz olmak yerine “benim isteklerim”in haykırılacağını düşünürsek gözlerimizi, kulaklarımızı, kalbimizi dört açmakta fayda var.

Bu yıkıcı- deprem etkisi yaratabilecek süreci en hafif atlatmak için:

- Kaçınılmaz bir sona gelindiyse direnmekte fayda yoktur. Önemli olan sebep ve süreci anlamaktır. Sadece bağırmak “ben” demek için başlayan cümleler içinde kaybolan dengeniz mi? Yoksa ilişkiniz mi? Dikkat etmelisiniz.

- İç sesiniz ne diyor? Gerçekten uzun zamandır dengede tutmaya çalıştığınız bir terazinin ayarları mı bozuldu? Yoksa bir anda patlayan bir bomba mı elinizdeki?

- İsyaaaannnn! Kime karşı? Neye karşı? Doğru kişiye, doğru zamanda mı isyan ediyorsunuz?

- “Dengeyi devam ettirmek mi yoksa savaşmak mı?” sorusunun belki de iki taraf için de bir çözüm olmadığı ve olamayacağını değerlendirdiniz mi?

- Sadece orta yolu bulmamak, “benim dediğim olacak!” , dediğiniz için mi orta yola yanaşmıyorsunuz?

Her ne olursa olsun, bütünün hayrına olsun!
Ama tabii farkındalıkla olsun!

Işıkla,

Ayşegül